"Sanıyor musun ki sevdiklerimiz ölünce bizi gerçekten de terk ederler? Zora düştüğümüzde onları her zamankinden de berrak bir şekilde hatırlamadığımızı mı sanıyorsun? Baban senin içinde yaşıyor Harry ve ona ihtiyacın olduğu zamanlarda kendini açıkça gösteriyor. Başka nasıl gidip de özellikle o Patronus'u yaratabildin ki? Çatalak dün gece yine konuşuyordu."

•


#harrypotterveazkabantutsağı

/

@jkrowling_official


•

Puan; 10/8

•

Serinin üçüncü kitabının kapağını keyifle kapatırken "Nasıl olduda daha önce hiç okumadım?" diye kızarken buldum kendimi. Kitabımızın ilk sayfalarından beri Harry'nin aile özlemini, onları hiç hatırlayamadan kaybetmesini, hapisaneden kaçan azılı bir suçlunun ailesinin ölümüne sebep olduğunu öğrendiğinde ki hayal kırıklığı ve öfkesini iliklerime kadar hissettiğim bir yolculuktu benim için. Diğer ikisine nazaran bu kitapta dahil olan karakterlerinde etkisiyle Harry'nin ailesine ve geçmişte yaşananlara sık sık değiniyoruz.


Geçmişten gelenlerle aralanan ve açığa çıkan sırların etkisiyle Harry bu dünyada yalnız olmadığını güvenebileceği ve onu sevebilen birinin daha olduğunu öğreniyor. Tabii ki Dursley'leri hesaba katmıyorum, onların minik Harry'mizi sevdiğini düşünmek fazla iyimser bir yaklaşım olurdu.


Olay örgüsü bakımından bende önceki kitaplar kadar büyük heyecan uyandırmasada duygusal anlamda etkinlediğimi söylemeden edemem. Kayıp bir çocuğun ellerinden tutmak, her şey güzel olacak demek istedim ama tabii ki kitaplara yön veren sevgili yazarlarımızdır. Bizlerse karakterlerle birlikte maceralara atılan üçüncü bir kişi oluyoruz. 


Gizlenen ve üstü kapatılan gerçekleri su yüzüne çıkaran kahramanlarımızın her kitapta biraz daha büyüdüğünü yeni güçler özellikler kazandıklarını ama dostluklarını ve iyiliğe olan kalpten bağlılıklarını gördüğümüz güzel bir okuma keyfiydi benim için.


Okurlarına şimdiden keyfili okumalar...